Cinler Alemi ve Bilinmeyenleri

Cinler Alemi ve Bilinmeyenleri

cin? Cin Nedir, Neyden Yaratılmıştır?

Genelde halk arasında yanlış bir düşünce yaygındır. Onların isimlerini anınca geleceklerini, bu yüzden de üç harfliler denildiği gerçeği. Aslında böyle birşey yok. Onların gelmesine zaten gerek yok, çünkü Kuran-i Kerim’de de belirtildiği gibi onlar, semum ateşinden (dumansız ateşten) yaratılmış, hacmi ve kütlesi bulunmayan, aynı mekanda ve farklı boyutta yaşadığımız varlıklardır. Şu an bulunduğunuz yerde dahi binlercesi olabilir, ama arada boyut farkı olduğu için birbirimizi göremez durumdayız. Dumansız ateş olur mu diyorsanız, tabi ki olur. Mesela elektrik dumansız bir ateştir ve enerjisi aşırı yüksektir. Kuran’da geçen dumansız ateş belkide elektrik gibi enerjisi olan bir ateş olabilir.

Dünya üzerinde yaşayan üç ayrı yapıda beden tipi vardır. Nurdan yaratılmış varlıklar Melekler, inorganik varlıklar Cinler, organik varlıklar ise İnsanlardır.

? Cinler İnsanlara Zarar Verir Mi?

Cinlerde de, insanlarda olduğu gibi iyisi, yardımseveri, kötüsü, inançlı yada inançsız olanı mevcuttur. Özellikle inançsız olan cinler insanlarla dalga geçmeyi, onları aldatmayı, kandırmayı, insanoğlundan üstün olduğu düşüncesini severler.

Şeytan vakti ile cinlerin başında bulunan Azazil isminde ki beşinci büyük melekti. Allah’ın “Adem’e secde et” emrine karşı geldikten sonra cennetten kovuldu ve “Bende kıyamet kopana kadar insanoğlunu senin emrinden kopartmak için onlara her bir kötülüğü yapıp aşılayacağım” şeklinde bir söz verdi. Bu söz uğruna şeytan her türlü kötülüğü yapmaya hazır durumda beklemektedir. Dolayısıyla cinlere de kötülük ile alakalı iş yada eylem verdiğinizde bunu hemen, anında gerçekleştirirler. Bu yüzden büyü yapmak basit bir eylemdir. Ama büyüyü bozmak, ondan kurtulmak asla kolay değildir. Büyü yapmış bir insan şeytanın emrine girip, ondan bir şey aldığı için, şeytan da muhakkak insandan bir şey vermek durumunda kalmaktadır. Genelde bir söz vardır. “Şeytana ruhumu sattım” lafı buradan gelir.

Tabi her cin muhakkak insana zarar verir diye birşey yoktur. Ama büyü olduğu anda iş tamamen değişmektedir. Büyü Kuran’da da geçtiği gibi yapan ve yaptıranın ne bu dünyada, ne de ahirette hiç bir şekilde yeri yoktur. O yüzden büyü yapan ve yaptırandan mutlaka uzak durmak gerekir. Bazen aşırı korku, sevinç, heyecan, üzüntü anlarında, cinler isteyerek ya da istemeyerek insanlarla bir bağ kurabilirler. Bu insan içinde geçerlidir. Büyü, fal, cin çağırma seansları gibi olaylarla cinler ile bağ kurup onları kendi boyutumuza çağırabiliyoruz.

Halk arasında cinleri kötülemek amaçlı bir çok laf dolaşır. Pislik yerlerde, ahırlarda, su kanalları, su birikintilerinde, incir ağacı altlarında yaşar gibi bazı yanlış bilgiler aktarılır. Cinler aleminde zaman ve mekan söz konusu olmadığı için bu söylenenler yanlıştır, çünkü onların yaşamadığı hiç bir alan yoktur. Mekanlarımız, yaşam yerlerimiz aynıdır fakat aramızda boyut farkı vardır.

 

2

? Cinlerin Kendilerine Özel Bir Dili Var Mıdır?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, cinlerin bütün türlerinin kendi aralarında veya diğer türlerle anlaşmaları için sese ve özel bir lisana ihtiyaçları yoktur.

Ademoğullarının cinlerle temasını sağlama yollarından biri olan seslerde de bir takım özellikler vardır. Bu ses sistemi bizim alfabemizle yorumlandığında daha çok sessiz harflerle ifade edilebilecek sesler içerirler. Okunuş şekilleri ise daha önce Amazonlar’ın yaptığı gibi gırtlaktan çıkan sesler şeklindedir. Bu sesler topluluğundan oluşan kelimelere mana verilmeye kalkarsa en yakın diller Akadça veya Köktürkçe, Ural-Altay dil grubunda az da olsa manalandırılabilir.

Büyük olasılıkla bu manası olan kelimeler, Adem’den önce bu türlerin sınırlı sayıda maddeye verdikleri ya da çağrışım yaptıkları (rüzgar sesi, su sesi, ateşin rüzgarla parlaması, ağacın devrilirken sesi, fokurdamalar v.b.) seslerdir. Bu bir dildir. Ve bu dili yeryüzünde sınırlı sayıda yazabilen ve yazıya aktarabilen, konuşan (kısa cümlelerle) gruplar vardır. Bazıları ise Hz. İsa döneminde konuşulan Aramice dili ile insanlarla iletişim kurarlar.
Bu gruplar, Cadılar, Büyücüler, Aradakilerdir.

3? Ümmü-s Sübyan Nedir?


Halk arasında Sübyan olarak bilinen rahatsızlık bir Cin’in eseridir.

Aslında Tıp harici tüm rahatsızlıklarda Cin ve Peri’lerin eseridir diyebiliriz. Bir kadın rahatsızlığı olan bu durumu meydana getiren Cin’in adı Ümmüs-Sübyan’dır. Kelime manası itibarı ile Sübyan anası yani çocuk anası anlamına gelse de durum bu şekilde değildir. Bu Cin’in çocuğu olmadığından çocuğu olan yada tüm cinsel işlevleri yerinde olan kadınlara musallat olurlar. Tabii bununda bir çok nedeni var. Yani tüm dünya kadınlarına musallat olmuyor.

Neler yapabileceğine gelince;
Öncelikle Adet dönemlerinde çok ağrı verirler. Kadın ağrıdan kendin geçer bazen de yatağa düşer. Her kadında ağrı şiddeti değişik olabilir.    Hamile kalan kadınlarında korkulu rüyası olur. Bebeğin düşmesine sebep olur. Bu olmazsa Bebeğin kırkı çıkana kadar onu öldürmeye çalışır. Genellikle havale yani yüksek ateş sebebi ile öldürür. Bu yüzden kırkı çıkana kadar çocuğu çok iyi kollarlar. Bebeğin yanına babanın bir metal eşyası, ekmek, tuz, iğne gibi şeyler koyup Ümmü-s Sübyan’ı uzak tutmaya çalışırlar.

Buda olmazsa çocuğu yedi yaşına kadar mutlaka takip eder. Ancak yedi yaşından sonra çocuğa musallat olmayı bırakır.

? Cinler Ne Kadar Yaşarlar?

Cinlerin ömürleri, insanların ortalama ömür süreleri olan 70 senenin yaklaşık 10 ila 13 katı, yâni 700 ile 1000 sene arasında değişmektedir. Ancak bazı Cinlerin ömürlerinin 1400 seneye yakın bir zamanı kapladığı da bu konuda ihtisas sahibi olan kişilerce belirtilmektedir.

Onların ömürlerinin bu kadar uzun olması, yaşam şartlarının bizden başka bir şekilde olmasına, hızlarının insanınkinden çok çok yüksek olmasına bağlı bulunmaktadır. Bunu imkânımız ve müsbet ilmin gelişmeleri nisbetinde açıklamaya çalışalım.

Bugün fizikte “öz zamanın kısalması” denilen son derece şaşırtıcı bir durum tüm günümüz ileri bilim çevrelerince kabul edilmiş durumdadır. Bu olayı basit bir şekilde anlatmak gerekirse; “hız yükseldikçe, zaman yavaşlar. Hız, belirli bir noktaya ulaştığında ise zaman durur” şeklinde özetleyebiliriz…

Bunun açıklamasını ünlü fizikçi Paul Langevin şöyle yapmıştır:
“Bir taşıtın içindeki insanla birlikte, yeryüzünden ışık hızının 20.000`de biri kadar bir hızla ayrıldığını düşünün… Bu taşıt ve içindeki insan, taşıt içindeki kendi zamanı ile tam bir yıl süreyle dünyadan uzaklaşıyor… Bir senenin sonunda ise çark ediyor ve dünyaya geri gelmeye başlıyor…  Ve sonuçta dünyaya geri döndüğü zaman kendi öz zamanına göre iki sene geçmiş iken, dünyanın tam iki yüz yıl ihtiyarlamış olduğunu, dünya üzerinde üç neslin değişmiş bulunduğunu görüyor..”

4

? 7 Cin Padişahı ve İsimleri

Pazartesi günü, Abdullah el-Hiyem. ibni Ehlim Mürre’dir (Müreh). Tacı vardır. Çadırı yündendir ve yardımcılarının giyimi beyazdır. Müslüman olup adını Yusuf olarak değiştirmiştir. Mekanı Mardin’in Musaybin ilçesi olup oranın sakini ve kralıdır. 150 cm boyunda olup elleri, olduğundan daha uzun bir görüntüye sahiptir. İki hizmetkârı da kendisine benzer. Şimşek hızına sahiptir. Bu cin, Hz.Muhammed’in elleri arasında bu dini kabul eden cin padişahıdır.

Salı günü, Mihrez el-Ahmer’dir. Tacı, altındır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, kırmızıdır. İblis’in çocuklarından biridir. Kırmızı renkte ve insan görünümündedir. İnsanlara tasallut ettiğinde (musallat olduğunda) burunlarından kan akıtır. Kuyuları kurutur. Ateşten yatanların çoğuna halisünasyon gösterme yeteneğine sahiptir.

Çarşamba günü, Burkan’dır. Tacı vardır ve çadırı yündendir.
Yardımcılarının giyimi, sarıdır

Perşembe günü, Şemharuş’tır (Şemhurış). Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi,.beyazdır. Çok bilge bir görüntüye
sahiptir. Görüntü itibariyle insana çok benzer. Görevi; altın, hazine
vs. işlere hakimlik yapmak ve bu işleri yönetmektir.

Cuma günü Ebyab (Ebyed) ya da Zevba’dır (Zubea). Bunun iki adı
vardır. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi yeşildir. Ay’ın etkisindeki cin padişahıdır. Her yanı beyazdır ve ürkütücü bir şekli vardır. Soğukkanlı bir görünümdedir. Bilgin ve akıllı cin liderlerinden biridir. Emrinde onlarca cin hizmetkârı bulunur. Aşk ve iki şahsı birleştirme gücüne sahiptir. Görüntü olarak ihtişamlı bir kral görümündedir. Davetlere hemen hemen hiç cevap vermez.

Cumartesi günü, Meymun Ebu Nuh’tur. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi, siyahtır. Uranüs’ün yeryüzü cini de
diyebiliriz. Görünüm olarak yaşlıdır ve elinde bir asa ile dolaşır.
Çenesinde yedi kıl vardır. Genelde kuyu kenarları ve harabe yerlerde
dolaşır. Uçma özelliğine de sahiptir. Babasının adı, Deybac Afif’tir.

Pazar günü, Ebu Abdullah Müzheb’dir. Tacı vardır ve çadırı yündendir. Yardımcılarının giyimi beyazdır. Bu 7 padişahların emrinde toplam 378 kabile vardır. Her bir padişaha 54 kabile düşüyor ve bu kabilelerin sayını yanız Allah-u Teâlâ bilir. Bu padişahların hükmüne girmeyen 42 kabile daha vardır. Bunlar şeytânî ve azgın cinlerdir. Taçı altın olan Mihrez el-Ahmer, bütün kabilelere hükmedebilir.

5? Diğer Cin Padişahları
Denaheş: Gezici cinlerdendir. Tayfasındaki cinler, hayal gösterme (halisünasyon) ve insanların aklını çelme (vesvese) gücüne sahiptirler.
Hayallerde uzman olduğundan gerçek yüzünü gören hiç olmamıştır.
Fekacin Meğmet: Davetlerde en hızlı cinlerden biridir. Hemen hemen tüm Arapça kitaplarda ondan bahsedilir.

Kemtemin: En korkunç cin krallarından biridir.Davetlerde genellikle korkunç bir yüze sahiptir.

Mazerin: Arap Yarımadası’ndaki dört büyük cin kralından biridir. Savaşçı bir görüntüsü vardır. Güçlü bir ordusu vardır ve bu kralı, bir tabutu taşır gibi tahtını omuzlayan hizmetkârlarıyla davetlere katılır.

Se’nik: Çok güçlü bir cin kralıdır. İfritlerden oluşan bir ordusu vardır. Diktatör bir yapıya sahip olduğu gibi, kontrol edilmesi zor bir cindir. Mekanı, Arap ülkesindeki yarımadalardır. Tahtına oturmuş, soğul
ve orta yaşlardaki bir insan görümündedir.

Teykel: Arap yarımadasının en büyü dört cin padişahından biridir. Çok güçlü bir cin ordusuna sahiptir. Emrinin altında dağlar kadar cin vardır. Bu cin, okült sıralamadaki 4 kaba elementten meydana gelme olup, çıplak gözle az da olsa yoğunlaşıp kişilere görülebilir.

 

6

? Hz. Süleyman ve Cinlerle İlgili Ayetler

Sebe sûresi âyet : 12
وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ وَأَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِ وَمِنَ الْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ
“Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman’a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.”

Sebe sûresi âyet : 13
يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاء مِن مَّحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
“Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!”
Sebe sûresi âyet : 14
فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَى مَوْتِهِ إِلَّا دَابَّةُ الْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهِينِ
“Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.”

Neml sûresi âyet : 17
وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
“Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevk ediliyordu.”

Neml sûresi âyet : 38
قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ
“(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar (Saba Melikesi Belkıs ve adamları) teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?”
Neml sûresi âyet : 39
قَالَ عِفْريتٌ مِّنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ
“Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.”

Neml sûresi âyet : 40
قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ
“Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.”

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir